Hayatımız “kanserojen” oldu…
Yatıp kalkıp kanserojenle kafayı bozuyoruz. Sabah sabah TV’ yi açıyorsun, yeni yetme spiker almış karşısına bilmem ne uzmanını ”kanserden nasıl korunuruz”u anlattırıyor…
“Uzman” almış eline sazı, döktürdükçe döktürüyor.
Günlük yaşamda kullandığımız ne kadar alet edavat varsa, neredeyse hepsini “kanserojen” içerenler sınıfına dahil ediyor…
Sonuçta şu yargıya ulaşıyorsunuz.
“Aslında biz tesadüfen yaşıyormuşuz”…
Sabahları işe ya da okula geç kalmamak için şimdilerde cep telefonlarının alarmını kullanıyoruz ya, aman diyor “uzman”…
“Sakın ha kullanmayın radyasyon yayıyor. Hatta cep telefonlarınızı yatak odasına dahi almayın…”
Hayda…
Uzman cep telefonuna “gıcık” herhalde!!! …”Aslında cep telefonlarını kullanmayın”a getiriyor lafı…
İyi de bu saatten sonra cep telefonlarını kullanmama gibi bir durum olabilir mi?
Neyse onu da geçtik…
“Radyolu saat kullansak hocam” diye sorsak…
Başka bir “aman haaa” yanıtı geliyor…
Niye?
Efendim radyolu saatler de elektro manyetik dalgalar yayıyor ya… Maazallah…
Kahvaltı yapma iştahınız kalmıyor…
Hanım hemen ültimatonu koyuyor.
“Artık yatak odasına cep telefonu konmayacak”…
Emrin olur da… Nasıl olacak … oğlan sabahın köründe okula gidiyır… Nasıl kalkacaksın…
Kadın zekası ya… Sorunlar çözülmek için vardır” onlar için..
Çözüm kolay… Eski tip kurmalı saat alınacak…
Süper…
TV de “uzman devam ediyor…
“sabah yatağınızdan kalkıyorsunuz ya” diyor…
Eeeee… deyip kulak kabartıyoruz…
Sentetik halıya basıyorsunuz. O halılarda onlarca kimyasal var, diyor…
Kanserojen…
Eeee, deyip bakıyoruz birbirimizin suratına…
TV nin sesini biraz daha açıyoruz…
“Banyoya gidiyorsunuz klorlanmış sıcak suyla yıkanıyorsunuz… Anti bakteriyel duş jeli kullanıyorsunuz” diyor Zat-ı muhterem Uzman….
Onun içinde ne ola ki, diye sormadan, tak yanıt ortada…
“Triklozan” varmış…
Spiker anlamamış ola ki “ne lozan hocam” deyiveriyor…
O da şaşkın besbelli…
Uzmanın maşallahı var. Bülbül gibi şakıyor…
Yüzündeki ifadeyi görmek lazım. Anlatılamaz… Sabah sabah “moralleri” yok etmek için gelmiş stüdyoya sanki…
Devam ediyor…
Duşunuzu aldınız. Sıhhatler olsun. Olsun da… diyor..
Eyvah, Bir b…luk var bu işte demeden, öğreniyorsun o b….luğu….
“Koltuk altı deodorantı sürüyorsun ya terlemeyi önlemek için” diyor ..
Eeeeeee…
Yüzünde “babalara” geldiniz bir ifadeyle, ”içinde kanserojenler” var diyor….
Hayda… Deodorantlar çöpe!!!…
Sonra hanımlara sesleniyor… ”Ruj sürüyorsanız yandınız…” Bilmem ne boyası varmış onda da…
Tabi o da “KANSEROJEN”…
Lan ne oluyoruz demeden… Ardı arkasına sıralıyor adam “kanserojenli”leri….
Elbise dolabını açıp kuru temizlemeden aldığınız, leke temizleyiciler kullanılan takımı giyiyorsunuz…Giymeyin…
O da kanserojen…
Tövbe tövbe deyip sahanda yumurtadan bir lokma alıyoruz…
Adam sanki bizi görmüş gibi…
“hop” diyor, sakın ha…
Nasıl yani…
Efendim Teflon tavalar da kanserojen….
Yumurta boğazda düğümleniyor… Bir fırt çekmek lazım sıcak çaydan…
Çay iyi geliyor…
Kızarmış ekmek üzerine biraz reçel iyi gider diye düşünürken, ”uzman” lafa devam ediyor…
“O kıtır kıtır yediğiniz kızarmış ekmeklerin uçları yanık yanık ya… Yemeyin… Kanserojen..”
Yuh…
Kahvaltıyı falan bırakıp uzmanı dinliyoruz…
- Yoğun trafikte dizel partikülleri var… Kanserojen. Yeni arabaya biniyorsun arabanın içindeki yapıştırıcılar, onlarda öyle
- Plastik şişelerden su içerek susuzluğunu gideriyorsun. İçinde BPA var.
- Akşam eve dönüyorsun kırmızı şarabını alıyorsun. Şarap tarım ilacı kalıntılarıyla dolu. Yani şarap da organik değil çünkü böcek ilacı sıkılıyor.
- Kokulu mum yakıp romantik bir gece olsun istiyorsun bunun içinde de da bir sürü kimyasal madde var.
- Çiftlikte yetiştirilmiş somon balığı alıyorsun. Çiftlikte yetiştirilmişler civa içeriyorlar.
- Organik olmayan büyük ihtimalle tarım ilacından arınmamış ıspanak, kereviz, patates çeşitli şeyleri yiyorsun fakat bunlar tarım ilaçlarıyla ilaçlanmış, dipleri böcek ilaçları sıkılmış gıdalar, Aman ha…
- Uyurken de kanserojenlere maruz kalıyorsunuz. Güzel yataklarımız var ya, plastik yataklar, kanserojen.
Eğer bu pamuk olsa bile yüzde 18’i ancak organik pamukmuş…
Pamukların da dibine hem böcek ilacı sıkılıyor. Hem tarım ilacı sıkılıyor. Bunun içinde yatıp uyuyorsun bir güzel. - Televizyon seyrediyorsun, yakın mesafede durursan radyasyon alıyorsun, bilgisayarından radyasyon alıyorsun…
Sabah işe gitme isteği falan kalır mı?...
Kahvaltılıklar zehir misali masada bize bakıyor… Biz de kahvaltılıklara…
“Bari bir bardak musluk suyu içeyim” deyip musluğa yönelmişken…
Hanım patlatıyor bombayı bu kez…
“Su şebekelerinde de aspest mi ne varmış… Öyle diyordu geçenlerde bir uzman” deyiverdi…
Koptuk…
Biz normal bir insan değilmişiz zaten…
Aslında hepimiz birer “Androit”mişiz…
Hadi hayırlı işler… |